Plazada Bana Neler Oluyor?


 
 

Veriler process etti mi?

Bir toplantı set edelim mi?

Bu yazıyı sizler için yazıyor olacağımm!!!

Tanıdık geldi mi? Plaza dili, son zamanlarda sürekli karşımıza çıkıyor. Plazada çalışırken farketmeden hayatımızın içinde olmasına rağmen, dışarı çıkınca en büyük eğlencemiz…

– Bu işi outsource edelim.
– Third quarter’ın raporu hazır mı?

Eeeee hemen stress, neden rapor yetişmedi?
– Bu işin deadline’ı nedir?
– Ajansı brief ettiniz mi?

Ne demek deadline’i  var?
– Arkadaşlar annual leave’leri hr ile paylaşın lütfen
– Bu case’i cumaya finalize edebilir miyiiiz?
– Below the line’ları diğer ajansa verelim, haftasonu da çalışsınlar…

Sonuç ne mi?

Ay bana bir şeyler oluyor ve bu kadar plaza dilinden sonra Türk işi bir bayılma, efendim ben size söyleyeyim ayılmalar bayılmalar, gıybet…

Peki gerçekten plazada bize ne oluyor?

Takım elbiseler, hergün yapılmış saçlar, slim-fit kıyafetler, topuklu ayakkabılar… Set edilen toplantılar…

Efendim acı gercek şu, nefesiniz degişiyor. Giyilen o slim-fit, bizi ince ve narin gösteren takım elbiseler, kalem etekler, beyefendilerin kısa paça dar pantolonları, nefes almanızı engelliyor. Kisacasi nefesiniz kesiliyor.

Doğru nefes almak hayattaki en önemli unsurken, bizler plazada giydiklerimizle kendimizi baltalıyoruz. Bu kadar önemli mi? Dediğinizi duyar gibiyim.

Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki; Akciğer kapasitenizi kullanma oranınız yaşantınızdaki başarı oranınızı ve performansınızı direkt etkiliyor. Üst solunum yapan bireylerde yaşam performansları, diyafram nefesi alanlardan yarı yarıya daha düşük. Bununla birlikte nefes çalışan bireylerin performansı ise, diyafram nefesi alanlardan daha yüksek.

Büyük şirketler, Free-Friday’leri planlarken nefesten etkilenmişler midir bilmem ama mesai arkadaşlarının rahat ettiği durumlarda, daha iyi çalıştıkları tespit edilmiştir ve verimliliklerin çok ciddi oranda arttığı görülmüştür. Gözlerinizi kapatın ve düşünün, sizi boğan kıyafetler üzerinizdeyken mi yaratıcılığınız ve çalışma performansınız daha yüksek Free-Fridayler’de mi? (Bu arada Free-Friday’i de plaza insanı olduğumdan kullandım, yanlış anlaşılmasın .)

Sonuç: Plazada giydiklerimiz bile evet bu kadar önemli.

Peki nefes alış verişimiz kısıtlandı da, bu bize ne yapıyor? Asıl önemli olan bu.

Nefes alış verişi değişen ve kısıtlanan bireylerin, stress oranı artar. Daha kolay sinirlenirler. Kaygı ve endişe ile baş etme konusunda ise zorlanırlar. Kaygı, stres ve endişe gibi durumlarda, beden ile zihin arasında nefes en önemli köprü iken, nefesimiz kesildiğinde en büyük desteğimizi kaybederiz. Derin bir nefes almak istersiniz ve sonuç koca bir “0” olur.

Hadi test edelim…

En dar kıyafetinizi giyin ve masa başına oturup şöyle kocaman bir nefes almayı deneyin. Özellikle diyafram nefesi almayı deneyin.

Sonra da belinizi sıkmayan geniş rahat bir kıyafetinizi giyin ve aynı nefes egzersizini tekrar deneyin. Arada bir fark görüyor musunuz?

Arada gördüğünüz fark, sizin iş ve özel hayatınızdaki performansınızın ne kadar artacağını gösteren fark kadardır. Ne kadar rahat nefes alırsanız, o kadar sizsiniz ve başarılısınız.

Denemeye değer mi?